Genç Kalmanın ve Sağlığın Sırrı Karanlık

Genç Kalmanın ve Sağlığın Sırrı Karanlık

Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı, Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Göksel Şener 'in konuyla ilgili çalışmalarını bizlerle paylaşmasıyla hazırladığımız bu makalede, siz okurlarımız için faydalı olacağını düşündüğümüz "KaranlığınHormonu; Melatonin"in mucizevî etkilerini ortaya koymaya çalıştık.

 Edison'un ampulü keşfi ile hayatımızda pek çok olumlu gelişme olmasına karşın, çevresel koşulları ciddi şekilde değişen insan, ışığın kendi fizyolojisi üzerinde yarattığı bazı olumsuz etkilere de maruz kaldı. Peki, sağlıklı bir yaşam için akşamları çok geç olmadan yatmanın yanı sıra tamamen karanlık bir ortamda uyumanın da tahmin edilenden çok daha kritik bir önem taşıdığını biliyor musunuz?

Karanlık olması gereken dönemde oluşturulan yapay ışık uygulamasının memeli fizyolojisinde yıkıcı etkilerinin olduğu, insan bedeninde bulunan melatonin adlı hormonun keşfiyle anlaşılmıştır. Deride; pigment granüllerin değişiminden ve derin dokuların güneşin zararlı radyasyonuna karşı korunmasından sorumlu olan melatonin, retinanın gece-gündüz döngüsüne karşı vereceği yanıtı düzenlediği gibi okside kolesterolün oluşturacağı hasarları da engellemeye yardımcı olur.

Melatonin salıverilmesi, vücudumuzda biyokimyasal, fizyolojik ve davranışsal işlemlerin düzenli olarak yürütüldüğü 24 saatlik bir ritm ile düzenlenir. Bu ritm altında uyku-uyanıklık döngüsü, vücut ısısı, kortizol salıverilmesi gibi işlevler yü¬rütülür. Bu işlevlerin düzenli yürümesini de melatonin sağlar, diğer bir deyişle melatonin, organizmanın döngüsünü ayarlayan saatidir. Gece salıverilmesi gereken sürede ortam karanlık değilse, salıverilmez ve ritmi kayar/bozulur. Bu anlattıklarım normal uyku düzeninde olan bir kişi için geçerli. Körlerde yani ışık algılaması olmayan kişilerde melatonin salınımında ritim yoktur, salınım 24 saat içinde rastgele dağılmıştır. Güçlü Bir Antioksidan

Günümüz koşullarında hava kirliliğinden tutun, aldığımız gıdalardaki katkı maddeleri veya stres... sürekli olarak orga¬nizmada serbest radikal (SR) oluşumuna neden olmaktadır. Tüm bunların ötesinde, solunumla aldığımız oksijen metabo¬lizma sırasında SR'lere dönüşmektedir. Zaten "yaşlılık" kav¬ramı "biriken hasar" kavramıdır ve bu birikim SR hasarının birikimidir. Yaşlılıkta neden daha çok kalp hastalıkları vardır, neden unutkanlıklar ortaya çıkar? Çünkü beyin dokusu SR'den en kolay etkilenen yapılardır ve bugün için Alzheimer hastalı¬ğının başlıca nedenlerinden biri SR'ler olarak gösterilmektedir.

Aslında organizmada serbest radikallere karşı koruyucu bir antioksidan sistem mevcuttur ancak, oluşan serbest radikal miktarı bu sistem kapasitesini aştığı zaman hasarlar ortaya çıkmaktadır. SR'ler en önce protein, lipid ve hücre DNA'sına saldırır. Bu önemli moleküllerin hasar görmesi de kalp-damar hastalıklarına, kansere ve beyin nöronlarının tahribine yol açar. Melatonin ise gerek SR'leri süpürücü etkisi gerekse vücuttaki antioksidan enzim aktivitelerini artırıcı etkisi ile güçlü bir antioksidan olma özelliği taşıyan bir moleküldür. Vücuttaki melatonin salınımının dengesini bozmamak için de düzenli bir yaşam tarzı ve karanlıkta uyumak başvurulabilecek en basit çözüm şeklidir.

Melatoninin Kortizol İlişkisi

Antistres hormon olarak bilinen ve her türlü trav¬ma, cerrahi girişimler, aşırı sıcak veya soğuk, enfek¬siyon ve iltihaplanma gibi durumlarda artan kortizol, organizma için yaşamsal öneme sahiptir ve vücudun savunma mekanizmalarından birisidir. Ancak fazlalığı durumunda, karbonhidrat, protein ve yağ metaboliz¬ması üzerinde istenmeyen etkilere neden olduğu gibi insulin direncinden tutun da proteinlerin yıkımı, kas dokusunun azalması, osteoporoz, bağışıklık sistemi¬nin zayıflaması ve hatta çocuklarda büyümenin baskı-lanması gibi sonuçlara neden olabilmektedir.

Kortizol ile melatonin arasında önemli bir denge ilişkisi bulunmaktadır ve bu iki salgının düzeyleri ters yönde hareket eder. Bu ilişki, her iki hormonun da bağışıklık sistemindeki etkileri yönünden önemlidir. Fizyolojik düzen içinde sabah doruk düzeydeki korti-zol gün boyu fiziksel aktivitelerimiz karşısında alarmda olup, vücudun dış ortam ile karşılaştığı savaşa karşı iç ortam ile ilişkisini düzenler ve gece yarısı düşer. Melatonin ise gece yarısı pik düzeylere ulaşır uykuyla birlikte ve vücudun dinlenmesini sağlar, tamir mekanizmalarını harekete geçirir, eksilen antioksidan savunmayı yerine koyar. Ancak normal salgılama düzeninin bozularak, vücutta, sürekli olarak yüksek kortizol ve düşük melatonin olması durumunda, ba¬ğışıklık sistemi etkilendiği gibi, aşırı kortizole bağlı kemik kaybı, depresyon, kalp hastalığı, osteoporoz ve kilo sorunlar da ortaya çıkabilmektedir. Hepsinden de önemlisi, düşük melatonin seviyesi, kanser riski açı¬sından kritik önem taşımaktadır.

Kanser Oluşumuna Engel

Gün içinde ve akşam saatlerinde yüksek kortizol, meme kanser riskini artırır. Gece, ışığa maruz kalan kişilerde de melatonin düzeyleri düşük olup meme kanseri riski de yükselir. Körlerde kanser görülme sıklığı düşüktür. Ayrıca prostat, akciğer, gastrik ve ko¬lon kanserlerinde, melatonin düzeylerin düşük olduğu buna karşılık melatoninin uygulamalarının kansere karşı koruyucu olabileceği pek çok bilimsel çalışmada saptanmıştır.

Bağışıklık Sistemini Güçlendiriyor

Yaşlanmayla birlikte artan hastalıklar, bağışıklık sistemin baskılanmasıyla açıklanırken, bu durumun, azalan melatoninin düzeyleri ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Çünkü yaşlanma ile birlikte pineal bezimizin fonksiyonları yavaşlamakta ve melatonin hormon salgısı azalmaktadır. Hormon düzeyleri bağışıklık sisteminin korunmasında önemlidir. İlerleyen yaşla birlikte bazı hormonlarımız azalır; büyüme hormonu, estrojenler, testosteron ve melatonin gibi... Bu azalmalar aynı zamanda yaşla birlikte artan kanser, dejeneratif hastalıklar ve enfeksiyon hastalıklarına da zemin hazırlamaktadır. Bağışıklık sisteminin önemli hücreleri olan T ve B lenfosit fonksiyonlarındaki azalmalar bağışıklık sistemin zayıfladığını gösterirler ve söz konusu hastalıkların başlıca nedenlerindendir. Yaşla birlikte melatonin düzeylerindeki azalma bu hücrelerde görülen küçülmeye yani fonksiyonlarının azalmasına eşlik etmektedir. Yapılan deneylerde, farelerin devamlı ışığa maruz kalması ile melatonin salgısının ve bağışıklık fonksiyonlarının baskılandığı görülmüştür. Çalışmalar melatonin uygulaması ile bağışıklık sisteminin arttığını desteklemektedir. Melatoninin bu etkisi normal şartlarda belirgin olmayıp yaşlanma, viral hastalıklar, kortikosteroid kullanımı veya akut stres gibi bağışıklık sistemin baskılandığı du¬rumlarda daha da belirgin hale gelmektedir. Doku travmaları ya da aşırı kan kaybının eşlik ettiği hemorajik şok sonucu bağışıklık fonksiyonlarda gözlenen baskılanma-nın da melatonin ile geri çevrildiği, ayrıca kronik melatonin tedavisinin insanda lökositlerin doğal öldürücü aktivitelerinin arttığı bilinmektedir. Yapılan deneylerde ayrıca, tümörlü farelerde melatonin uygulaması, kan hücrelerini kemoterapötik ilaçların toksik etkilerinden koruduğunu da göstermiştir.

Melatonin, viral ve bakteriyel enfeksiyonların çeşitli organlarda yarattığı fonksiyon bozukluklarına karşı ko¬ruyucu olduğu da bilinmektedir. Bu nedenle organ nakillerinde de yararlı olabileceği düşünülmektedir.

Kemik Kaybını Önlüyor

Melatonin seviyesinin azalması vücuttaki kalsiyum konsantrasyonunu düşürürken, yükselmesi ise kalsiyum konsantrasyonunu artırır. Özellikle kadınların pek çoğunun menapoz döneminde muzdarip oldukları kemik erimesine karşı melatoninin oldukça olumlu etkileri bulunmaktadır. Bununla birlikte menapoz döneminde kemik kaybına karşı kullanılan ilaçların diğer sistemlerde yaptıkları yan etkiler, örneğin mide hasarlarının, melatonin ile önlenebildiği görülmüştür.

Depresyon ve Kilo Sorunları ile de İlişkili

Son yıllarda çağımızın önemli bir sorunu obezite-dir. Yüksek kalorili gıda alımının artışı ile önümüzdeki yıllarda, ölüm nedenleri içinde birinci sıraya oturacak bir tehlike olarak tanımlanan, kalp damar hastalıkları ve yüksek kan şekerinin eşlik ettiği "metabolik sendrom" yaygınlaşmıştır. Uyku sorunu olan kişilerde de görülen bu tür metabolik bozukluklarda, melatonin uygulamaları, lipid ve karbonhidrat metabolizmalarını olumlu yönde etkilemiştir.

Akla Takılanlar...

WR: Peki, yaşlanmaya bağlı olarak azalan melato¬nin seviyesini yükseltmek mümkün mü?

Göksel Şener: Özellikle beyin dokusu, yapısı nede¬niyle SR ataklarından çok kolay etkilenmekte ve hasar görmektedir. O nedenle yaşlanma ile birlikte nörodeje-neratif hastalıklar artar. Öte yandan kalp dokusu fazla oksijen tüketen bir yapı, dolayısıyla fazla SR üretir ki yaşlanma ile artan kalp-damar hastalıkları bu görüşü destekleyen bir bulgudur. O zaman ne yapmalıyız dersek, dışarıdan (ekzojen) melatonin alarak yaşlanmanın zararlı getirilerine karşı durmalıyız. Melatonin ile çalışan çok önemli bilim adamı Prof. Dr. Russel Reiter, 15 yıldır günde 15 mg melatonin alıyor ve melatonin alınmasının özellikle beyin fonksiyonlarını koruması açısından önemli olduğunu söylüyor. 3 yıldır ben de günde 3 mg kullanıyorum.

WR: Melatonin seviyesi sadece karanlıkta mı yükseliyor yoksa hem karanlıkta hem de uykuda olmak mı gerekiyor?

Göksel Şener: Melatonin salgılanması 24 saatlik bir döngüye sahiptir ve beyinde pinal bezden salgılanan melatonin gece salgılanır. Ancak, gündüz yemek sonrası ihtiyaç duyulan uyku da yine melatoninin etkisiyledir, fakat bu uyku gastrointestinal sistemde yemek sonrası salgılanan melatonin nedeniyledir. Yemekten sonra salınan melatonin, vücut ısısını düşürerek uykuya eğilim yapar ve kişi uyur. Yani bu noktada uyku nedeniyle melatonin salınmaz, salınmış melatonin nedeniyle uyunur.

kwanpen