Gülden Türktan

Gülden Türktan

Kendini girişimciliğe adamış bir isim Gülden Türktan

 

Neredeyse 30 yıllık iş hayatında pek çok önemli sorumluluğa imza atan Gülden Türktan, ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi ve New York Üniversitesi’nden akademik olarak edindiği birikimi üst düzey yöneticiliklerle taçlandırmış. Türktan, bugüne değin denetim, muhasebe, insan kaynakları, kalite ve hukuk departmanları ile yatırımların kendisine bağlı olduğu görevlerde üst düzey yöneticilik ve yürütme görevleri üstlenmiş. Halen yabancı bir şirketin Türkiye Genel Müdürlüğü görevini ve bir başka yabancı sermayeli şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürdüğü gibi Bodrum Gündoğan’da Gliss Hotel & Spa adındaki butik otelin de sahibi. Ayrıca sivil toplum sorumluluğu olarak TUSİAD’ın İstihdam ve Sosyal Güvenlik Çalışma Grubu Başkanlığını yürüten Türktan, Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER’in Kurucu Üyesi ve şu anda Yönetim Kurulu Başkanı

WR: Girişimciliği nasıl tanımlıyorsunuz?

Dünyadaki ve Türkiye’deki farklı araştırmalar “Girişimci Kimdir?” sorusuna şöyle yanıtlar veriyor:

Girişimci risk içeren kararlar alabilir, cesurdur, yaratıcıdır, atılım yapmayı sever. Uzgörü yapabilir. Başkalarının bakıp göremediklerini fark edebilir. Liderlik yapabilir, öncü ve cesurdur. Yalnızca düşünmez, eyleme geçer. İktisadi olduğu kadar, toplumsal ve siyasal yönleri ile de topluma yön verebilir, toplumu sürükleyen, toplumsal ayrımlarda belirleyici bir taraftır. Aslında girişimcilik sadece bireysel bir tercih olmaktan öte içinde geliştiği toplumu dönüştürme potansiyeline de sahip bir olgu. Dolayısı ile girişimcilik farklı sosyal ve ekonomik açılımlar yapmamızı sağlayabilecek ve bizim yaratıcılığımıza olanak sağlayan bir alan. Türkiye’ye baktığımızda, 1,3 milyon girişimciden sadece 80 bininin kadın olduğunu görüyoruz. Bu oldukça düşük bir oran ve bizler KAGİDER çatısı altında bu oranı yükseltmek üzere çalışmalar sürdürüyoruz. Türkiye’de başarılı bir kadın girişimci olmak zor değil, sadece bu alanda deneyim paylaşımına, güç birliğine ve devamlı bir meraka ihtiyaç var.

 

WR: KAGİDER’in yeni dönem stratejisi nedir?

Kuracağımız etkili bir iç iletişim modeli ile üyelerimizin nabzını güncel olarak ölçeceğiz ve üyelerimizin beklentileriyle, yönetim olarak tasarladığımız projelerin örtüşmesini sağlayacağız. Dünyada kadın rüzgarı eserken KAGİDER’i hem önemli bir büyüklüğe, hem önemli bir farkındalığa ulaştırmaya, hem de önemli bir merkez haline dönüştürmeye odaklanacağız. Kamu ve ayrımsız olarak tüm siyasi partilerimizle kalıcı-katılımcı-yapıcı ilişkiler ağı kuracağız. Küresel platformda bir ağırlık yaratacağız. Uluslararası dost networkler yaratmaya devam edeceğiz. KAGİDER etkisini Türkiye içinde dalga dalga yayarken kadın girişimcilere finansman olanakları sağlayacak ve onların risklerini azaltacak alt yapının geliştirilmesini hedefleyeceğiz. KAGİDER’in, sürdürülebilir başarıda kurumsallaşmasını sağlayacağız.

WR: Sürdürülebilirlik önemli bir kavram. Başarının sürdürülebilirliği için nasıl bir strateji izlenmeli?

Sürdürülebilirlik kavramını biz girişimcilik bakış açısı ile ele almak istiyoruz. Kadın girişimciler için en sık karşılaşılan sorunlardan birisi de bu: Kurulan işin devamlı ve daimi olmaması. Bu noktada öncelikle inovasyon ve esneklik çok önemli kavramlar. İş dünyası çok rekabetçi ve sürekli bir yenilik gerektiriyor. Artık tüketim kararları satın aldığınız ürün veya hizmetin size ne kadar zaman kazandıracağı ile veriliyor. Dolayısıyla üretilen ürün veya hizmet bu bakış açısı ile ele alınmalı ve inovatif fikirler ile sürekli değişime ve yenilenmeye açık tutulmalı. Değiştirilebilir olmak bu kapsamda çok önemli. Kararlılık bir diğer önemli kavram. Hedefe odaklanmak ve kararlı bir şekilde hayalinin peşinden gitmek önemli. İlk üç yılı başarı ile atlattıktan sonra, gelişmeye açık olarak, değişerek, dünya piyasasının gelişimine uyum sağlayarak ilerlemek sürdürülebilirlik için önemli doneler.

WR: İş hayatında verilen kararlarda, izlenen yöntemlerde kadın ve erkeğin farklı tarzları olduğunu düşünüyor musunuz? Kadın tarzı sizce nasıl?

Dünyada özellikle çok uluslu şirketlerde yeni trendin ‘diversity’ diye de adlandırılan bir tür farklılık yönetimi olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda, kadın çalışanın şirkete getireceği farklılığın ve zenginliğin çoktan farkına varıldı. Çünkü kadın bu çözüm süreçlerinde daha yaratıcı, gruplar içerisinde kendine özgü bir bakış açısı getiren ve grupları iyi yönetip yönlendiren bir katma değer sağlıyor. Bunu görünce şirketler daha çok kadını şirket yönetimine almaya başladılar.

WR: İş hayatında kadın rekabeti erkek rekabetinden daha çetin geçiyor izlenimi vardır herkesin kafasında. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Başarı için eşitlikçi bir gözlük takıp her olayı performans odaklı görmemiz ve değerlendirmemiz gerekiyor. Bu sayede rekabeti de cinsiyetten ayırıp salt performans odaklı görmeliyiz. Dolayısıyla kadınlar arasında rekabet çetin veya erkekler arasında rekabet zor gibi yaklaşımlar yerine kadın veya erkek tüm çalışanlar arasındaki rekabete, yaratıcılık ve katma değere odaklanmalıyız. Günümüzün global iş dünyası bunu gerektiriyor.

WR: Cam tavanlar sadece Türkiye’de değil pek çok gelişmiş ülkede yaşanan bir sorun. Bu sorunun boyutu ne ve aşılması için neler yapılabilir? Sivil toplum kuruluşlarının bu soruna yönelik girişimleri yeterli mi? Bireye ve kurumlara ne tür sorumluluklar düşüyor?

Ülkemiz cam tavan sorununda enteresan bir profil çiziyor. Kadın istihdamının düşüklüğüne ek olarak kadın yönetici sayısı da kısıtlı. Fakat dünyada en iyi dördüncü sırada olduğumuz bir kadın CEO oranımız var. Yüzde 12 ile Finlandiya’nın arkasından geliyoruz. Dolayısı ile Türkiye bu konuda standart can tavan sorunu profilinde değil, daha karma bir yapı söz konusu. Ama tabii ki, yönetim kademelerinde, özellikle orta ve üst yönetimde cinsiyet temelli bir ayrım söz konusu. Bu sorunun aşılması için biz FEM modelini geliştirdik. Özel sektörü kadın-erkek eşitliği kriterlerine göre değerlendirip sertifikalandırıyoruz. Bu değerlendirmede, terfiler, iş alım oranları, yönetici sayıları da kadın-erkek temelinde ayrıştırılıp gözlemleniyor. Mevcut durumun resmini çekmek ve iyi örnekleri yaygınlaştırmak açısından FEM cam tavan sorununa önemli bir çözüm sunuyor.

 

WR: Bireysel ihtiyaçların ihmal edilmesi kişinin iş yaşamını ve benliğini nasıl etkiliyor? Özelikle kadınlar açısından bakıldığında, eviyle, çocuklarıyla ve eşiyle ilgilenmesinin yanı sıra ‘kadın’ ruhunun beslenmesi, kendisi olması, rafine zevklerinden mahrum kalmaması da gerekiyor ki bu belki de en çok ihmal edilen nokta çalışan kadının hayatında. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz? Önerileriniz neler olabilir?

Ev ve iş hayatındaki dengenin sağlanma süreci en çok kadınları yıpratıyor. Çünkü görünmez ev sorumlulukları ve bakım yükümlülükleri kadınların üzerinde. Bu durum tabii ki ya işgücünden çekilmeye yol açıyor, ya kadınlar terfi ve kariyer gelişimi olanaklarını değerlendiremiyor, ya da büyük bir mücadelenin içinde buluyorlar kendilerini. İş ve aile yaşamını uzlaştırıcı politikaların önemi de burada açığa çıkıyor. Bizler KAGİDER olarak kadın çalışanların hayat dengelerine destek olmak, kadın istihdamı önündeki engelleri kaldırmak üzere AÇEV ile birlikte bir çocuk bakım modeli geliştiriyoruz. Çalışan annelere çocuk bakım hizmetlerinde kullanılmak üzere her ay belli bir miktar destek devlet tarafından sağlanacak bu model uygulamaya geçtiğinde.

kwanpen