Hüznün sesi Cem Adrian

Hüznün sesi Cem Adrian

Hüznün sesi Cem Adrian

Türkiye’de en çok dolaşan müzisyenlerden biri olan, dinleyicilerini ‘hala aşka inanan çocuklar’ olarak tanımlayan Cem Adrian, kayıtlarını kendi evindeki stüdyosunda yapıyor, kliplerini kendi yönetiyor. Son albümünün kapağını da kendisi tasarlamış. Müzik dünyasında tercih ettiği müziği yapabilen Adrian, sahnede şarkı söylemenin en büyük eğitim olduğunu söylüyor.

 

SPOT: “Beni ya da dinleyici kandırıp ticari başarı elde etmeye çalışan şey bence müzik değil, iştir.”

SPOT: “Kurallar, şartlar, ticari başarı uğruna üstüne basılmaya çalışılan değerler beni rahatsız ediyor.”

SPOT: “Türküler benim için çok önemli. Müziğin en saf, en dokunulmamış halleri. Melodik olarak inanılmazlar, çok seviyorum.”

SPOT: “Ankara’nın, İstanbul’un karmaşasına karşı hayatı daha yavaşlatan ve ömrü uzatan bir şehir olduğunu düşünüyorum. Daha huzurlu bir şehir olduğundan Ankara’da yaşıyorum.”

Farklı ve güçlü sesiyle bilinen Cem Adrian, Edirne’de radyoculuk yaptığı zamanlarda başlamış kendi yazdığı şarkıları kayda almaya. İstanbul’daki müzik şirketlerine gönderdiği kayıtlara geri dönüş yapılmamasının ardından arkadaşının tavsiyesiyle kendisinin de hayatında dönüm noktası olarak nitelendirdiği Edirne’den İstanbul’a yaptığı yolculukla hikayesinin kahramanı olmaya adım atmış. “Mystika” adlı etnik müzik grubunda solist ve dansçı olarak çeşitli mekanlarda sahne almış bu dönemde. Tesadüfen Fazıl Say’ın arkadaşıyla tanışmış ve Fazıl Say’a demosunu ulaştırmış. Ertesi gün sesini beğenip arayan Fazıl Say’la tanışan Adrian, Bilkent Üniversitesi’nde özel öğrenci statüsünde eğitim almış. İlk albümü “Ben Bu Şarkıyı Sana Yazdım”ı 2005 yılında çıkaran, ikinci albümü “Aşk Bu Gece Bu Şehri Terk Etti” ile kendi prodüksiyonunu yapmaya başlayan, kendi deyimiyle “İstanbul’un karmaşasına karşı hayatı yavaşlatan ve ömrü uzatan şehir Ankara”da yaşayan Adrian’la İstanbul konseri öncesi yağmurlu bir İstanbul akşamında müziği ve kendi tarzı üzerine bir söyleşi yaptık.

WR: Çok kendine has bir tarzınız var. Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Sadece içimden gelen ve samimi bir müzik. Kendimi bir tarza ait hissetmiyorum.

WR: Şarkılarınızın söz ve müziği size ait ve hepsinde hüznün güzelliği var. Cem nasıl biri?

Zor bir soru… Özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip çıkarak müzik yapmaya çalışan, insancıl ve duygusal bir müzisyenim sanırım.

WR: Albüm kayıtlarınızı nasıl yapıyorsunuz?

Evimde bir stüdyom var. Genelde bu stüdyoda çalışıyorum. Nerdeyse bütün kayıtlarımı bu stüdyoda tamamlıyorum.

WR: Albüm kapağınızı siz tasarlamışsınız. Müzik dışında nelerle uğraşıyorsunuz?

Müzik dışında sanatsal anlamda fotoğraf ve videolarla ilgileniyorum. Bunları gerekli olduğunda işime de yansıtıyorum.

WR: Çok güçlü bir sesiniz var. Aldığınız eğitimle sesinizi tam anlamıyla kontrol etmeyi öğrendiniz mi? Eğitim almaya devam ediyor musunuz?

Ben bir ses eğitimi aldığımı söyleyemem. Bazı güçlerin doğuştan armağan olarak verildiğini düşünenlerdenim. Eğitim almaya devam etmiyorum. Sahnede şarkı söylemek en büyük eğitim bence.

WR: Kimleri dinliyorsunuz? Mesela arabesk dinler misiniz?

Samimi olan her şeyi dinlerim. Beni ya da dinleyici kandırıp ticari başarı elde etmeye çalışan şey bence müzik değil, iştir. Müzik dinlemek istersem samimi müzikleri dinlerim. Eğer bir arabeskçi çok samimi bir şey söylüyorsa dinlenmeye değer olabilir… Nina Simone, Ayten Alpman, Hüsnü Arkan, Murat Yılmazyıldırım gibi isimler benim için çok özeldir.

WR: Çok fazla sanatsal fotoğrafınız var. Fotoğraflarınıza müdahale ediyor musunuz? Fotoğraf çektirmeyi seviyor musunuz?

Fotoğraflara müdahale etmenin dışında fotoğrafları kendim tasarlıyorum ve her aşamasında içinde oluyorum. Çok fazla fotoğrafım yok aslında. Sadece albüm dönemleri çekim yapıyoruz.

WR: Kendi tarzınızı nasıl oluşturdunuz? Size neler katkı da bulundu ve tarzınız nasıl ortaya çıktı?

Sadece kendimi dinledim.

WR: İlk albümden sonra albümlerinizin prodüksiyonunu kendiniz üstlendiniz. Piyasada sizi rahatsız eden şey nedir?

Kurallar, şartlar, ticari başarı uğruna üstüne basılmaya çalışılan değerler beni rahatsız ediyor.

WR: Aranjman, prodüksiyon,  yönetmenlik... Her şeye müdahil olmak, yönetmek nasıl bir duygu, size nasıl bir zevk veriyor? Sırada ne var?

Şuan başka bir şey yapmak istemiyorum. Oldukça yoğun ve yorgunum. Sırada susmak ve biraz ara vermek olabilir.

WR: Bir röportajınızda “Emir” albümünde hayatınızda yaşadığınız en büyük aşkı anlattığını söylemişsiniz. Peki, “Kayıp Çocuk Masalları” albümü nasıl ortaya çıktı? Bir de sound açısından altyapı olarak farkı nedir? Ne tür teknikler kullandınız? Örneğin “Aşk Bu Gece Bu Şehri Terk Etti” de kendi sesinizden korolar ve elektronik alt yapı kullanmıştınız.

Aslında tüm albümlerim arasında büyük bir bağ var. Aşk aynı aşk da, yaşanan dönemler ve gelişimin her türlü yansıması başka albümlerde başka şekillerde hissediliyor. “Kayıp Çocuk Masalları” daha akustik ve melodikti. Yeni albüm daha da melodik olacak.

WR: Düetler nasıl ortaya çıkıyor? Umay Umay, Denizhan, Pamela,  Aylin Aslım, Düş Sokağı Sakinleri…  Hangi şarkıyı kiminle söyleyeceğinizi nasıl belirliyorsunuz?

Bir kaç unsur var. Mesela o dönemde yakınımda kim varsa o insanlarla şarkı söylemek istiyorum. Bazı efsane isimler var tabii benim için. Onlarla şarkı söylemek de ayrı bir onur.

WR: Türkülerden oluşan cover albümünüz var. Türkülerle aranızda nasıl bir bağ var?

Türküler benim için çok önemli. Müziğin en saf, en dokunulmamış halleri. Melodik olarak inanılmazlar, çok seviyorum.

WR: Stüdyo kayıtlarınız kadar sahne kayıtlarınız da çok dinleniyor, beğeniliyor… Sahnede şarkı söylerken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Sadece bir şarkının hakkı neyse onu vermeye çalışıyorum.

WR: Seslendiğiniz kitleyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Hala aşka inanan çocuklar.

WR: Türkiye’de insanların pek de alışkın olmadığı bir müzik tarzınız var, özellikle ilk çıktığınızda direkt tepki aldığınız oldu mu?

Garipseyenler tabii ki olmuştur; ancak ben bunlarla hiç ilgilenmedim.

WR: Hangi illere gitmediniz?  Konser vermek isteyip de veremediğiniz bir yer var mı? Ya da yurtdışında konser vermek istediğiniz bir yer var mı?

Gitmediğim bir kaç il kaldı sanırım. Son yıllarda ülkemizde en çok dolasan müzisyen olabilirim. Doğu-batı, kuzey-güney hiç fark etmiyor. Yurt dışından çok kendi ülkemde şarkı söylemeyi daha çok seviyorum.

WR: Neden İstanbul değil de Ankara’da yaşıyorsunuz? Ankara’yı nasıl tanımlarsınız?

Ankara’nın, İstanbul’un karmaşasına karşı hayatı daha yavaşlatan ve ömrü uzatan bir şehir olduğunu düşünüyorum. Daha huzurlu bir şehir olduğundan Ankara’da yaşıyorum.

WR: Sizi en çok mutlu eden şey nedir hayatınızda?

Çok sevdiğim insanların beni aynı şekilde sevmesi.

WR: Hayatınızda dönüm noktası olduğunu düşündüğünüz şey nedir?

Edirne’den İstanbul’a yaptığım yolculuk.

WR: Gelecek albümünüzde neler olacak?

Siyah bir veda öpücüğü. 

kwanpen