TANRIÇALARIN BİLE ZAAFLARI VARDIR…!!!

TANRIÇALARIN BİLE ZAAFLARI VARDIR…!!!

 


NEŞET GÜNE - İç Mimar             

 

Kadınlar; yeryüzünün efendileri, yönetenlerimiz, hükmedenlerimiz, tanrıçalarımız...

 

Yok, yok… yanlış okumadınız!

 

Yazdıklarımın ve şimdi yazacaklarımın tamamen arkasındayım ve son derece de samimiyim…

 

Gelin yaşadığımız dünyayı koca bir tiyatro sahnesi gibi hayal edelim... Tiyatronun girişindeki ışıklı  tabelada her ne kadar Büyük İskender, Sezar, Napolyon, Apollo gibi erkek isimleri yazsa da, oyunun baş rol oyuncularının “kadınlar” olduğunu, eğer kafanız birazcık çalışıyorsa eseri seyretmeye başladığınız ilk 10 dakika içerisinde hemen anlayabilmeniz mümkündür aslına bakarsanız…

          

 

Bazen Cleopatra, bazen Magdalalı Meryem, kimi zaman Afrodit yada Gaia ve hatta Kraliçe Elizabeth olarak senaryoyu alıp götürürler… Biz erkekler ise kurgudaki dublörlerizdir sadece… yada satranç oyunundaki en kolay harcanabilen piyonlara benzeriz! Emin olun, onlar bizsiz yapabilir ama ama onlar olmadan biz erkekler bir hiçizdir.

 

İdare edilmesi, yönlendirilmesi son derece basit olan, etkisi altına girdiği kadın uğruna gözünü kırpmadan ülkeleri yok edebilecek savaşları başlatacak, şirketleri batıracak kadar zayıf, kontrolsüz, sperm üretmeye ve bir takım basit getir-götür işlerini yapmaya yarayan kaslı paryalarızdır aslına bakarsanız.

 

Lafı fazla uzatmadan ve hemcinslerimi daha fazla sinirlendirmeden asıl konuya girmemde fayda var zannedersem…

 

Bu muhteşem tanrıçaların zayıf noktaları, belki de tek zaafları “Ayakkabılar”dır!!!!

 

Tıpkı hiçbir şeye yenilmeyen koca Superman’ in ufacık bir kriptonit kristali karşısında biçare kalması misali, yüksek topuklu bir “Miu Miu” karşısında dağ gibi  heybetli bir ilahenin eridiğini görebilirsiniz…

 

İddia ediyorum en kötüsünden 20 çift ayakkabısı vardır her birinin!

 

Bir iç mimar olarak 300 çift yüksek topuklu ayakkabı için dolap tasarladığımı biliyorum… Daha doğrusu ayakkabı odası!

 

Kıssadan hisse, güzel bir tanrıçanın sizi istemesi için sadece güç, para yada statü sahibi olmanız gerekmeyebilir… Geliştirmeniz gereken beceriniz, “doğru kadın için doğru ayakkabıyı seçebilme” yeteneğiniz olmasıdır aynı zamanda…

 

Kimilerinde zaten doğuştan var olan bu yetiyi güçlendirebilmenizin püf noktası da kadın ayağı konusunda uzmanlaşmakta yatmaktadır...

Mesela, bir kadının bakımlı yada bakımsız olduğunu anlamanın en kestirme ve en garantili yolu öncelikle el ve ayaklarına bakmaktan geçer.

 

Kadın ayağı, ince bileklerin devamında, minik pembe topuklara zarif kıvrımlarla inen ve oradan da  orantılı parmaklardaki dantelimsi tırnaklara dönüşen, bakmaya doyamayacağınız muhteşem biblolardır…

 

Yaratıcımızın nedenli başarılı ve kusursuz bir tasarımcı olduğunu görmek için yaprakları, taşları, toprakları ve odunları incelemek yerine bir kadının ayaklarına odaklanmanız kesinlikle yeterli olacaktır!...Ve size bir sır vereyim; tanrıçaların şifrelerinin büyük bir kısmıda bu kutsal uzuvlarında gizlidir…Venüs’ün tüm o gizemli, büyülü sırlarının tamamı hemde!

 

Sadece ayaklarının ve ellerinin güzelliği için her gün üşenmeden saatlerce uğraşan bir ilahenin bedeninin kalan bölümlerinin bakımı ve temizliği için harcadığı zamanı bir düşünün… Ve o muhteşem vücutlardan yayılan büyülü kokuları hayal edin… Unutmayın “şeytan detayda gizlidir”…

 

                                                                                                                                                                                                                             

 

kwanpen