Tazelenmiş Bir Cilt İçin…

Tazelenmiş Bir Cilt İçin…


Dr.Hikmet Gülaçtı

www.medikalestetik.com

“Ruhumuzda esen fırtınanın yarattığı tahribat en önce cildimizde tezahür eder”

Günlük konuşma dilinde en fazla kullanılan kelimelerden birisi haline geliverdi bu kelime; “stres”. Baskı anlamındaki bu sözcük Türkçe bile değil. Günlük yaşamdaki zorlukları anlatıyor. Saçınız dökülse, gücünüz tükense nedeni hep bu kelime. Bütün hayatımızı etkileyen bu ağır ruhsal yükün bedenimizde oluşturduğu tahribatın büyüklüğünü söylemeye hacet yok. İç organlarımızdan, duyu organlarımıza kadar her şeyimizi etkiliyor. Örneğin, yoğun can sıkıntısı yaşadığımız anlarda görme alanında bile bulanıklıklar yaşanıyor. Bu durumda bedenimizin en büyük organı olan cildimizin de en yüksek oranda etkileniyor.

Çalışan, evli ve çocuklu bir kadını ele alalım. Sabah kalkmış, kahvaltıyı hazırlamış çocuğu uyandırmış onu okula hazırlamış, saçını taramış, makyajını yapmış koşturarak işine gitmiş. Çalışma hayatının zorluklarını yaşamış ve bu arada okuldan eve dönen çocuğunun yemeğini düşünmüş, bir taraftan iş telefonları yaparken öte taraftan çocuğa ya da bakıcısına telefon açmış. Mesai bitiminde yoğun trafiğin içinde evine dönmüş; akşam yemeği, çocuğun ödevleri, evin toplanması ve düzene sokulması, çamaşır, ütü... Bu yetmez gibi dinlenmek üzere gittiği yaz tatilinde bronzlaşma arzusu ile güneşin altında saatlerce cildini zararlı ışınlar... Sonuç olarak tüm bedeni yorgun düşecek ve cildi yaşlanacak, yıpranacak.

Süreç, genellikle böyle işliyor ve kaçınılmaz son. Hiç bitmeyecek gibi zannedilen gençlik, dinçlik, tazelik ve zindelik, bir yaştan sonra yerini yavaş yavaşta olsa beliren ince çizgilere, lekelenmelere, pullanmalara, sert ve pürüzlü yüzeye, kırışıklıklara, çöküntülere bırakmakta, cildin o canlı görünümü de soluk, renksiz ve donuk hale gelmekte…

Zaman yavaşlatılamaz mı?

Peki bu kaçınılmaz gibi görünen tablo yönetilemez mi? Zaman yavaşlatılamaz mı? İşte tüm bu soruların cevabını bulabilmek için kozmetik sektörü uzun yıllardır çalışıyor. Tıp bilimi de son 20 yıldır hiç dikkate almadığı bu alana el attı ve büyük gelişmeler yaşandı. Medikal estetik branşı işte bu ihtiyaçtan doğdu. O tarihlerde Paris’te katıldığımız bilgi paylaşılan toplantılar çok küçük guruplardan oluşuyordu. Medikal estetikle uğraşıyor olmamız meslektaşlarımızın bizi küçümsemelerine yol açıyordu. Şimdi ise o küçük guruplar dünyanın önemli ülke ve şehirlerinde yapılan görkemli kongrelere dönüştü ve neredeyse hemen her branştaki hekim bu sahaya da el attı. Böylece medikal estetik müthiş bir sanayi oluşturdu ve baş döndürücü gelişmeler kaydedildi. Birçok yeni cihaz ve yöntemin kullanıldığı bu alanda kullanılan her bilgiye bu yazımda değinmeyeceğim. Sadece uzun yılların getirdiği bilgi birikimi ve tecrübe ile eleyerek, en etkili, en zararsız, en doğal bulduğum ve bu vesile ile uyguladığım yöntemler hakkında malumat vermeğe çalışacağım.

“İyi görünümlü bir cilt için her katmanının sağlıklı olması gerekir”

Öncelikle cildimizin yapısı hakkında kısa ve anlaşılabilir birkaç bilgi vereyim. Vücudumuzu tamamen saran cildimiz, ortalama olarak erkeklerde 1.85 m2, kadınlarda 1.60 m2 ebatlarında yaklaşık 10-12 kg ağırlığındadır. Birbiri ile iletişimde olan trilyonlarca hücreden oluşan, bölgesine göre kalınlığı 2 ila 6 mm arasında değişen cildimiz üst, orta ve alt olmak üzere üç kısımdan oluşur. Epidermis denilen üst kısımda beş katmandan oluşur. İşte cildimizin görünen kısmı burasıdır. Buranın güzel gözükmesini canlı olmasını ise orta deri sağlar. En canlı kısım burasıdır, elastin ve kollajen üretimi bu bölümdedir. Kan ve lenf damarlarının en yoğun olduğu bölüm burasıdır. Cildin esnekliğini elastinler, sağlamlığını kollajen lifleri sağlar. Alt deri ise destek dokusu olan yağdan ibarettir ve cildin beslenme deposudur. Yağ miktarı azalırsa yüzde özellikle yanaklarda çöküntüler oluşur. Öyleyse iyi görünümlü bir cilt için her üç bölümünde sağlıklı olması gerekir.

Uygulanabilecek Metodlar

Cildin sağlığının korunması ve uzun ömürlü olması için her üç katına da uygulanacak metotlar farklıdır. Örneğin özellikle yaz mevsimini müteakip cildin üst katmanında oluşan güneş hasarlarını giderebilmek için soyma işlemleri yapılır. Bu ya meyve asitleri ile yapılan kimyasal peelingler ya da mikrodermabrazyon cihazı ile yapılan işlemlerdir. Bunun avantajı ve yapılış gayesi epidermisdeki hasarlı ölü tabakayı kaldırıp üretim yapan tabakayı harekete geçirerek yeni hücre yapımını başlatmaktır. Belli aralıklarla yapılacak bu işlemler yüzeydeki hasarları giderecektir.

Yüzdeki kasları çalıştırarak bir tür yüz yogası yaptıran ve bu vesile ile kas gücünü artırıp üzerindeki deriye destek olan, aynı zamanda da kas çalışması sayesinde lenf akışını daha dinamik hale getirerek derin temizliği sağlayan manyetik uyarılar ve yumuşak vakum yapma özelliği ile bir tür öpücük efekti yaratarak, ciltte rahatlama, gevşeme ve huzur duygusunu sağlayan aynı zamanda kan akışını hızlandırarak dokunun beslenmesini artıran Vacu-press cihazı ise önemli başka bir tedavi aracıdır.

Vitamin enjeksiyonu, Mezolift ya da yüz mezoterapisi isimleri ile adlandırılan uygulamalar da birçok vitamin, mineral, antioksidan maddeler barındıran hatta nem kaybı nedeniyle kuruluk ve gevşek cilt şikayeti olan kişilerin problemlerini giderecek belli konsantrasyonlardaki hyaluronik asit moleküllerini içeren hazır preparatları cilt içine, orta deriye, enjekte etme işlemleri cildin yenilenmesinde ve zamana karşı koymada çok önemli roller üstlenirler.

Bu işlemler yaz sonrası yorulmuş, hasarlanmış ciltlerde, sağlıklı, parlak, ışıltılı, renkli bir görüntü ortaya çıkarırken, diğer taraftan kırışıklıkların azalmasına, yoğun hidrasyonla derinin nem ihtiyacını karşılayarak, cildin biyolojik dengesinin yeniden kurulmasına yol açarlar. Aynı zamanda cildi gereği kadar besleyerek kırışıklıkları azaltıp yaşlanmaya karşı koyan antiaging etkiyi sağlarlar.

Oksidasyon ve Yaşlanma

Bütün bunlardan sonra, yaşamamız için gerekli olan havanın içinde soluduğumuz oksijenin kalıntıları, oksidasyon denilen bir tür paslanma ile hücre ölümüne yol açarak, insan bedenini yaşlandırırlar. Bunun için anti-oksidasyonu sağlayacak ve günümüzde hemen herkesin sıklıkla duyduğu antioksidan sebze ve meyveleri tüketmek, yukarıda saydığım medikal estetik tedavilerine ilaveten cilt sağlığı için elbette ki çok önemlidir. Keza iyi bir uyku da olmazsa olmazlardandır.

Giriş kısmında değinmeye çalıştığım, cildimizi en fazla etkileyen ve benim de sıklıkla kullandığım “ruhumuzda esen fırtınanın yarattığı tahribat en önce cildimizde tezahür eder” cümlesinde ifadesini bulan sıkıntıları aşabilmek için, ruhumuzu gevşeterek stres denilen gerilimi azaltmalıyız. Bu elbette zor ama aklımızı kullanarak hayatımızı kolaylaştırmalıyız. Belki biraz rahat olmak, belki beklentileri biraz azaltmak, iyi dostluklar kurmak, vakti daha verimli kullanmak, ulaşılamayacak değil ama becerebileceğimiz hedeflere yoğunlaşmak, gerçekleşmeyecek hayaller yerine günü yaşamak ve bunun gibi düşünce ve eylemlerle mevcut yükü hafifletmek mümkün olabilir.

Bunların yanı sıra “koşucu mutluluğu” denilen tabloyu ortaya çıkaran aerobik sporlara yönelmek, her gün bir saatlik yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme, gibi sporlarda vücutta mutluluk hormonu diye bilinen serotonin hormonunu açığa çıkaracağı için ruhsal baskıyla mücadelede önemli bir adım olacaktır.

kwanpen