Yanı Başımızdaki Ülkeler Hayatlar

Yanı Başımızdaki Ülkeler Hayatlar


FAS - Mistik Bir Karnaval

Kuzey Afrika’nın batı ucunda yer alan ve mistik bir karnavalı çağrıştıran Fas; Akdeniz, Atlas Okyanusu ve Sahra Çölü’nün arasındaki konumuyla ziyaretçilerine çok farklı deneyimleri sunabilen bir ülke. Fas deyince aklımıza ilk gelenlerden birisi şüphesiz efsanevi Hollywood filmine de adını vermiş olan karizmatik Kazablanka şehri. Masalların diyarı Marakeş ve otomobillerin kullanımının yasak olduğu en geniş alan olmasıyla da dikkat çeken Fes şehri de Fas’ı gizemli ve otantik yapan yerlerden.

Oldukça zengin bir tarihe sahip olan Fas’ın her yerinin farklı bir hikayesi var. Örneğin, Fas’ın çöllerle kaplı güneyi kamp yapmak, güneşin doğuşunu ve batışını izlemek için harika deneyimler sunuyor meraklısına. Ancak bilinenin aksine Fas sadece çölden ibaret değil. Fas’ta kar yağdığını genellikle pek fazla kişi bilmiyor. Oysa dağcılığı ve kayak yapmayı sevenler için Fas sınırları içerisinde yer alan Atlas Dağı biçilmiş kaftan. Fas’ın bu yüksek bölgelerinde de karlarla kaplanan şehirlerinin olduğunu görenler oldukça şaşırıyor.

 

Tarihi Tarihi, coğrafyası ve dünyaca ünlü mutfağının yanı sıra başkentleriyle de ünlü bu ülke. Tarihi boyunca pek çok farklı hanedanın yönetimine girmiş Fas. 8. inci yüzyılda İdrisi Hanedan' nı takiben Murabıt Hanedanı, Muvahhid Hanedanı, Merinid Hanedanı ve Saadi Hanedanı sırasıyla Fas tahtına geçmiş. Fas' ın şuanki kralı VI. Muhammed ise 17' nci yüzyıldan bugüne ülkeyi yöneten Alaouite Hanedanı' ndandır.

“Diplomatsanız dünya vatandaşı oluyorsunuz” diyor Mohammed Benabdeljalil. Eşi Farzana Benabdeljalil de ekliyor; “Bir ülkeyi bir ya da iki haftalığına ziyaret etmek, orada yaşamaktan çok farklı. Vakit geçirdikçe oranın bir parçası oluyorsunuz”. Çift 4-5 sene kaldıkları her yer ile özel bir bağ kurulduklarını ve kendilerini oraya ait hissettiklerini belirtiyor. Her farklılık, hayata daha geniş bir pencereden bakmayı sağlıyor ve yaşamlarını zenginleştiriyor onlara göre…

Tarihi ve kültürel açıdan pek çok ortak yanımız olan Fas’ın İstanbul Başkonsolosluğu, aslında oldukça geç bir tarihte, 2009 yılında açıldı. İlk Başkonsolos ise halen görevini sürdüren Mohammed Benabdeljalil oldu. İstanbul’dan önce Bangladeş, İran ve Suudi Arabistan’da görev yapan Başkonsolos Mohammed Benabdeljalil ve sıcakkanlı eşi Farzana Benabdeljalil ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide Fas, İstanbul ve kendi dünyalarına kısa bir yolculuk yaptık.

 

WR: 2009’dan beri buradasınız. Daha önce Türkiye’de bulunmuş muydunuz?


Mohammed Benabdeljalil: İstanbul’a ilk gelişim 2004 yılında İslam Konferansı Örgütü’ne ziyaretimle olmuştu. Benim için unutulmaz bir zamandı. İki hafta kaldım. Bu ziyaretimden sonraki gelişim ise Ocak 2009’da. İstanbul’daki başkonsolosluğun açılışı için oldu. İstanbul’da Fas büyükelçiliği yoktu sadece Ankara’daki büyükelçilik vardı.
 
WR: 2004 ve 2009 arasında neler değişmişti?
 
Mohammed Benabdeljalil: Her şey daha iyiye gitmişti diyebilirim. Ekonomik açıdan Türkiye çok şey başardı diye düşünüyorum. Ekonomik krizin üstesinden pek çok ülkeden daha iyi geldiniz.
 
WR: 2009’da göreve başlamanızın ardından Fas ve Türkiye ilişkilerinde neler değişti?


Mohammed Benabdeljalil:
Türkiye ve Fas arasındaki ilişkiler her daim iyi olmuştur. Pek çok ortak noktamız var, kafa yapılarımız hemen hemen aynı. Karşılıklı pek çok ziyaretimiz oluyor. Türk iş adamları Fas’a gidiyor, Fas’tan buraya pek çok ziyaretçi geliyor. Tarım alanında iş yapmak üzere pek çok Türk iş adamı Fas’a geldi ve Fas’tan pek çok insan da buraya çalışmaya geldi. İki ülke arasındaki ilişkiler daha da iyiye gidecek diye düşünüyorum.
 
WR: Turizm açısından Türk halkının Fas’a olan ilgisini nasıl buluyorsunuz?

Mohammed Benabdeljalil:
Zamanla daha fazla insanın Fas’ı bir ziyaret noktası olarak değerlendireceğini düşünüyorum. Sadece Kazablanka ya da Marakeş’in değil Fes gibi başka yerlerin de büyüsü farkedilecek.

Farzana Benabdeljalil: Aynı zamanda Fas’tan da insanlar buraya gelmeyi seviyorlar. Çünkü Türkiye harika bir kültüre sahip. İstanbul keşfedilecek, tarihi şeylerle dolu büyük bir şehir. Türkiye ayrıca bazı aktör ve aktrisleriyle de Fas’ta çok meşhur. Türk dizileri Arapça dublajla yayınlanıyor ve insanlar televizyonda Türk oyuncuları, Boğaz’ı görüyor. Bu da insanların Türkiye’ye gelmek istemesini, dizilerde o yerleri ziyaret etmek istemelerini sağlıyor.
 
WR: Fas ve Türkiye arasındaki farklılıklar ve benzerlikler nelerdir?

Farzana Benabdeljalil:
Fark sadece kullanılan dil.
Mohammed Benabdeljalil: Bunun dışında yaklaşımlarımız, kafa yapılarımız aynı. Türkiye’de olduğu gibi hayat Fas’ta da oldukça özgür. Her iki ülke için de böyle kalmasını umuyorum.

WR: Ne kadar zamandır evlisiniz?

Farzana Benabdeljalil:
Çok uzun zamandır!
Mohammed Benabdeljalil: 20 yıl oluyor.

WR: Çocuğunuz var mı?

Farzana Benabdeljalil: İki tane. Adam on yedi buçuk yaşında, kızımız Alia ise on bir buçuk.

WR: Bir ülkeden diğerine taşınmak çocuklarınızı nasıl etkiliyor?
 
Farzana Benabdeljalil: Aslına bakarsanız iyi yanları da var kötü yanları da. Kötüden ziyade iyi yanları olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocuklara farklı kültürleri tanıttığınızda, bundan çok şey öğreniyorlar. Zihinlerini açıyor ve bence bundan zevk alıyorlar. Örneğin, bir yerde 4 ya da 5 yıl kaldığımızdan ne zaman taşınacağımızı sormaya başlıyorlar. Üzücü yanıysa, er ya da geç, birilerinden ayrılmaları gerekiyor. Çünkü arkadaşları oluyor, okula gidiyorlar ve belirli bir düzen kuruyorlar kendilerine. Ama sonra, taşınmak gerekiyor. Yine de kötüden ziyade iyi yanları var sürekli yer değiştirmek durumunda olanın. Böylelikle, farklı kültürlere sahip olsak da bir arada uyum içinde yaşayabileceğimizi anlıyorlar.

 

WR: Peki, İstanbul’da yaşamak nasıl birşey?

Mohammed Benabdeljalil:Özel bağlar kurduğunuz ya da başka yerlere tercih ettiğiniz yerler oluyor. İstanbul o yerlerden biri. İstanbul’dan asla sıkılmıyorsunuz. İstanbul’da yaşamayı öğrenip seviyorsunuz.
Farzana Benabdeljalil: Trafiğe rağmen!

Mohammed Benabdeljalil:Sadece Fas’tan değil, tüm dünyadan bir sürü arkadaşımız İstanbul’da olduğumuzu duyunca, bizi ziyarete geliyor.
Farzana Benabdeljalil:İstanbul' a gelen her misafirimize özel rehberlik yapıyorum. Yakında mesleğimi değiştirip rehber kokartı alabilirim. İstanbul inanılmaz bir şehir ve bu şehrin zengin tarihi beni büyüledi.

“Bu, bence İstanbul. Benim için tüm temsil ettikleriyle. Ortaköy, Boğaz, Sultanahmet’te bir gece, Topkapı Sarayı, laleler... Ayrıca bir de kilise koydum. Çünkü bu şehirde bir yandan Ezan’ı duyarken diğer dinlerin de varlığını hissedebiliyorsunuz. Hepsi bu şehirde bir arada yaşıyorlar ve bence bu harika bir şey.”

Farzana Benabdeljalil

 

Farzana Benabdeljalil için İstanbul’un ayrı bir yeri var. “Diyebilirim ki İstanbul benim için ilk görüşte aşk. Buraya geldiğim ilk hafta kendimi evimde hissettim. Şehre âşık oldum diyebilirim. İstanbul’un Bizans, Roma ve Osmanlı dönemlerine dayanan tarihi muhteşem.” Fotoğraf çekmeyi kendisine hobi edinmiş olan Farzana Benabdeljalil’in fotoğrafa duyduğu merak, İstanbul’la birlikte başka bir boyuta taşınmış. "Daha evvel de fotoğraf çekerdim ama İstanbul’a geldiğimde bu işi ciddiye almaya başladım. Fotoğraflanacak çok şey var. Öncesinde benim için sadece bir hobiydi. Eskiden çalışıyordum, Fransızca öğretiyordum, çocuklarım küçüktü, yapacak çok işim vardı. Ama burada, hayır dedim, kendimi fotoğrafa adayacağım; İstanbul' dan ayrılmadan önce İstanbul üzerine bir fotoğraf sergisi açmayı umuyorum."

kwanpen