Zeynep Nural

Zeynep Nural

Zeynep Nural
Çok Yönlü Yaratıcılık

Genç bir İzmirli kadın Zeynep Nural.  Dokuz Eylül Üniversitesi’nde okuyup üniversite eğitimi için İzmir’den ayrılmak zorunda kalmayan başarılı tasarımcı ani bir kararla, Matraş’tan aldığı iş teklifi sebebiyle İstanbul’a gelmiş.


Hırslı olduğunu söyleyen Nural daha öğrenciyken tasarım konusunda ödüller almaya başlamış. Sorularımıza cevap veren tasarımcı hem takı, hem çanta hem de ayakkabı tasarlıyor.

WR: Aksesuarlar sizin için ne ifade ediyor?

Eksikliğin tamamlanması demek benim için aksesuar. Aynanın önüne geçip, onu giy bunu çıkar derken, bazen saatlerce vakit kaybedebiliyoruz. Ama aslında sorun kıyafet değil, kafamızdaki şıklık sırasında hep en sona bıraktığımız aksesuarlarımız. Ben çoğu zaman takacağım takıyı, giyeceğim ayakkabıyı ve çantamı seçtikten sonra kıyafet kararımı veriyorum. Sondan başa gitmek bazen çok işe yarıyor. Üstelik daha az zaman alıyor, daha güzel sonuçlar ortaya çıkartıyor. Sade olanı aksesuarla zenginleştirmeyi seviyorum. İşimde de bu temel üzerinde çalışıyorum. 

 

WR: Çanta, takı, ayakkabı… Pek çok farklı alanda tasarım yapıyorsunuz. Bir tanesini seçmeniz gerekseydi, hangisini seçerdiniz?

 

Tercih yapmak zor aslında. Ancak zorunlu olsaydım, kesinlikle takıyı seçerdim. Çünkü hem tasarlarken hem de üretirken kendimi en rahat hissettiğim alan takı.

 

WR: Kullanmayı tercih ettiğiniz materyal ve renkler var mı?

Çanta, takı ve ayakkabıda ortak olarak kullandığım öncelikli malzeme her zaman deri olmuştur. Deri çok geniş kartelâlı bir madde, ancak ben bu çeşitliliği kendi içinde birleştiriyorum. Düz, süet, dokulu ya da parlak derileri hem kendi içinde hem de kumaş ya da metalle bir arada kullanarak bir bütünlük oluşturmaya çalışıyorum. Ayakkabı ve çanta alanındaki tasarımlarıma metal detaylar ekliyorum. Aşırılıktan ve karmaşadan uzak, sade ve etkili tasarımlar yapıyor; parlaklık ve matlık gibi küçük tasarım oyunlarıyla çalışmaları güçlendiriyorum. Şıklığın genele yansımasının, detaylardan geçtiğine inanıyorum ben ve bu yüzden kalabalıklarda boğulmaktan kaçınıyorum.

 

WR: Matraş için yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Matraş hayatım boyunca verdiğim en ani karar oldu benim. İzmirliyken, bir anda İstanbullu oldum. Mezuniyet tezimin yoğunluğundayken ben, Matraş tasarım yarışması yapıyordu. O günlerde başımı kaşıyacak vaktim bile yoktu. Katılamayacağım diye üzülmüştüm de biraz. Ama şansım yaver gitti ve yarışma bir hafta ertelendi. Tezimi bitirmenin verdiği rahatlığı yaşayamadan, yarışmanın bitimine iki gün kala tasarım tamamlayıp, gönderdim. Yarışmada Matraş'ın seçtiği üç kişiden biri oldum, diğer üç kişiyi ise Facebook oylaması belirledi. On günlük bir çalışma sürecinde hepimiz İstanbul'da bir araya geldik. Çizimler üretildikten sonra hazırlanan çantaları Matraş mağazalarından alışveriş yapan müşteriler oyladı ve ben birinci oldum. Ne, nasıl oldu diyemeden iş teklifi geldi. Kendimi burada buldum. İlk profesyonel iş deneyimi olarak Matraş, benim için gerçekten de çok büyük bir adım oldu. Yaklaşık bir buçuk senedir Matraş’da çalışıyorum. Kendi tasarımlarınızı yapmakla bir firmada tasarım yapmak aynı şey olmuyor tabii ki; o kadar da özgür olamıyorsunuz. Hedef kitleyi ve ticari yönü düşünmek zorundasınız. Kısıtlanıyorsunuz bir nevi. Belirli çerçeveler içinde yaratmayı, çeşitli engellerle karşılaşıp, onları aşmayı öğreniyorsunuz. Tasarımcının zaman zaman ihtiyacı olan zorluklar bunlar, güzel şeyler...

WR: Zeynep Nural’a göre başarılı bir aksesuar hangi özellikleri taşır?

Her marka ilgi görmek, akılda kalmak, haliyle de müşterinin ilk tercihi olmak için yola çıkar. Ergonomik, uyumlu, tek bir dilde konuşan, net, özgün ve göreni etkileyen aksesuar iyi bir tasarım ürünüdür. Ben de bütün bu özelliklerin birleştiği tasarımlar yapıyorum ve gelecekte bir gün kendi markam altında tasarımlarımı sergileyebilmeyi hedefliyorum.

 

WR: Tasarım yaparken sizi en çok ne etkiliyor?

Tek tek saymak zor olur, çünkü her an, herkesten ve her şeyden etkilenebiliyorum. Çok geniş bir paletim var, kısıtlamıyorum fikirlerimi. Örneğin bugünlerde en çok doğadan etkileniyorum. Öyle bir yelpazesi var ki; ne kadar tasarım yapılsa doğa çıkışlı, yine de içindeki kavramlar bitmez sanırım. İnsanı içine alıp yutuyor sanki. Ben de onun büyüsüne kapılıyorum. Barındırdığı dokular, kıvrımlar, hayvanlar, çiçekler... Hepsi hem ayrı ayrı hem de beraber konseptler oluşturuyorlar zihinde. Bu çeşit ve renk zenginliği çokça yer buluyor tasarımlarımda.

kwanpen